RAFAELLCER014.CAPITALJAYS.COM

Diyarbakır’da Çevrim İçi İlanlarda Güvenlik: Resmi Web Sitesi Nasıl Anlaşılır?

Diyarbakır’da ev arayan, ikinci el telefon bakan, araç almak isteyen, iş ilanı kovalayan ya da bir ustaya ulaşmaya çalışan herkesin artık aynı çukura düşme ihtimali var: Sahte ilan, kopya web sitesi, taklit marka sayfası, çalıntı fotoğraf, oltalama bağlantısı. Üstelik bu iş artık “bariz dolandırıcılık” seviyesinde yürümüyor. Adamlar eskisi gibi bozuk Türkçeyle, yamuk logoyla, kırık dökük sayfayla gelmiyor. Daha kurnazlar. Gerçek emlakçı adını kullanıyorlar, bilinen oto galerinin fotoğrafını çalıyorlar, belediye ya da resmi kurum görüntüsü veren sayfalar açıyorlar, “detaylı bilgi için buraya tıklayın” diye insanı aceleye getiriyorlar.

Buna sinirlenmemek elde değil. Çünkü mesele sadece para değil. Diyarbakır gibi herkesin birbirine bir yerden bağlandığı, “şu kişi tanıdık mı” diye üç telefonla iz sürebildiğiniz bir şehirde bile insanlar çevrim içi ilanlarda yalnız bırakılıyor. Mahallede bir dükkân açsan tabelan, adresin, komşun, sicilin görünür. İnternette ise iki dakikada sahte bir web sitesi kurup insanların kimlik bilgisini, kapora parasını, kredi kartı bilgisini, e-Devlet ekran görüntüsünü istemeye kalkıyorlar. Sonra da “dikkatli olsaydın” deniyor. Hayır, bu kadar kolay olmamalı.

Bu yazı kızgın yazıldı, çünkü sahte ilanların verdiği zararı defalarca gördüm. Bir öğrencinin kiralık ev için gönderdiği kaporanın buharlaştığını da gördüm, bir esnafın adına açılmış sahte sosyal medya hesabıyla müşterilerden para istendiğini de. “Abi site aynı gibiydi” cümlesi ne yazık ki artık çok duyuluyor. Aynı gibi olması yetmez. Resmi web sitesi gerçekten resmi mi, bağlantı nereye gidiyor, kaynak site güvenilir mi, bunları anlamadan tıklamak artık cüzdanı açık bırakıp Dağkapı’da kalabalığa girmekten farksız.

Sahte ilanların Diyarbakır’da bu kadar etkili olmasının sebebi

Diyarbakır’da çevrim içi ilanların etkisi yüksek, çünkü şehir hem büyük hem de ilişkiler hâlâ hızlı işliyor. Kiralık ev piyasası dönem dönem sıkışıyor. Üniversite açılışlarında, tayin zamanlarında, hastane çevrelerinde, Dicle Üniversitesi tarafında, Kayapınar’da, Bağlar’da, Ofis çevresinde ilanlar hızla dönüyor. Acele eden insan hata yapıyor. Dolandırıcı da bunu biliyor.

Bir ilan düşünün: “Kayapınar’da 2+1, merkezi, eşyalı, uygun fiyat.” Fotoğraflar temiz. Fiyat piyasanın biraz altında, ama imkânsız değil. İlan sahibi, “Şehir dışındayım, çok arayan var, evi kaçırmamak için kapora gönder” diyor. Ardından sözde emlak ofisinin web sitesi linkini yolluyor. Sayfada logo var, iletişim bilgisi var, hatta “resmi blog” diye bir bölüm bile koymuşlar. İnsan bir an güveniyor. İşte bela da o bir anda başlıyor.

Aynı oyun araç ilanlarında da dönüyor. Plaka kapatılmış, fotoğraflar başka şehirden alınmış, araç “acil nakit ihtiyacından” ucuz yazılmış. Satıcı, “Ekspertiz raporu burada, bağlantıyı incele” diyor. Linke giriyorsunuz, rapor gibi görünen sayfa sizden telefon numarası, kimlik, kart bilgisi ya da banka girişine benzeyen bir ekran istiyor. Bu artık basit bir hırsızlık değil, organize bir dikkat sömürüsü.

İş ilanlarında ise iş daha çirkin. İş arayan insan zaten kırılgan. “Başvuru formu için tıklayın”, “ön kayıt için buraya tıkla”, “sigorta işlemi için kimlik fotoğrafı gönder” gibi cümlelerle insanları avlıyorlar. Diyarbakır’da çağrı merkezi, mağaza personeli, kafe çalışanı, güvenlik görevlisi, şoför, depo elemanı gibi ilanlar çok dolaşıyor. Sahte olanlar genellikle acele ettirir, fazla bilgi ister, kurumsal görünmeye çalışır ama gerçek kuruma ait resmi web sitesi ile uyuşmaz.

Resmi web sitesi dediğin şey lafla olmaz

Bir sayfanın üstünde “resmi web sitesi” yazması hiçbir şey ifade etmez. Bunu anlamayan çok kişi var. Dolandırıcı zaten tam olarak bunu yazar. “Resmi başvuru ekranı”, “orijinal kaynak”, “yetkili ilan sayfası”, “resmi duyuru” gibi ifadeler güven vermek için kullanılır. Güven kelimeyle değil, doğrulanabilir izlerle oluşur.

Gerçek resmi web sitesi, kurumun kendi alan adıyla, tutarlı iletişim bilgileriyle, açık adresiyle, geçmişiyle ve başka güvenilir kaynaklardan teyit edilebilen bağlantılarla anlaşılır. Diyarbakır’daki bir emlak ofisinin sitesi varsa, o ofisin Google Haritalar kaydı, vergi levhasındaki unvanı, tabela adı, sosyal medya profilleri ve ilan platformlarındaki bilgileri birbirini desteklemelidir. Bir yerde “Yenişehir”, başka yerde “Kayapınar”, üçüncü yerde “İstanbul merkezli” yazıyorsa duracaksınız. “Belki şubedir” diye kendinizi kandırmayacaksınız. Şube ise bunu açıkça belirtir.

Alan adı meselesi özellikle önemli. Sahte siteler genellikle bilinen adlara küçük ekler yapar. Örneğin gerçek marka adının sonuna “online”, “destek”, “ilan”, “tr”, “resmi” gibi kelimeler eklenir. Bazen harf değiştirirler. Latin “ı” yerine “i”, “rn” ile “m” benzetmesi, fazladan tire, garip uzantılar. İnsan telefonda linke bakarken bunları kaçırır. Hele WhatsApp üzerinden gelen bağlantılarda adresin tamamı görünmeyince iş iyice tehlikeli hâle gelir.

Bir de şu rezalet var: Kısaltılmış linkler. “siteyi ziyaret et” yazan bir düğmeye basıyorsunuz ama nereye gittiği belli değil. “Buraya tıklayın” diye parlak bir buton koymuşlar, üstüne de sözde kampanya süresi eklemişler. Eğer bağlantının hedefi açık değilse, adresi kendiniz yazmadan girmeyin. Gerçek kurumun adını tarayıcıya kendiniz yazın, arama sonucunda reklam etiketli ilk bağlantıya da atlamayın. Sahte reklamlar satın alıp arama sonuçlarının üstüne çıkan dolandırıcılar var. Buna hâlâ şaşıran varsa, internetin bugünkü hâlini fazla masum sanıyor demektir.

Diyarbakır’da en çok hangi ilanlarda oyun dönüyor?

Sahte ilanların belli başlı alanlarda yoğunlaştığını söylemek mümkün. Bu sadece Diyarbakır’a özgü değil, ama şehirdeki talep dönemleri bu dolandırıcılıkları daha görünür yapıyor. Kiralık evler birinci sırada gelir. Özellikle uygun fiyatlı, merkezi, eşyalı, öğrenciye ya da memura uygun diye sunulan ilanlarda kapora baskısı çok görülür. Gerçek ev sahibi ya da emlakçı, evi göstermeden kapora istememelidir. İstiyorsa bile bunun sözleşmesi, makbuzu, unvanı, açık iletişimi olur. “Abi bana https://diyarbakirofisescortlari.com/ güven, çok arayan var” cümlesi ticari güvence değildir. Boş laftır.

İkinci el telefon ve elektronik ilanları da çok risklidir. Diyarbakır’da elden teslim seçeneği varken bile bazı satıcılar “kargo yaparım, önce ödeme” diye diretiyor. Cihazın IMEI durumu, faturası, garanti belgesi, seri numarası, fiziksel kontrolü olmadan para göndermek akıl kârı değil. Sahte web sitesi burada genellikle “güvenli ödeme sistemi” kılığında çıkar. Sanki büyük bir platformun ödeme sayfasıymış gibi tasarlanır. Oysa link platformun gerçek alan adına gitmez. Sayfa aynı renkte diye güvenilmez. Logoyu kopyalamak çocuk oyuncağı.

Araç ilanlarında dolandırıcılık daha pahalıya patlar. “Kapora gönder, ilandan kaldırayım” cümlesi hâlâ insanları yakıyor. Bir de sahte ekspertiz raporu linkleri var. “Detaylı bilgi için tıklayın” yazmışlar, tıklayınca ya dosya indirtiyorlar ya da kişisel veri topluyorlar. Gerçek ekspertiz raporu, raporu düzenleyen firmanın kendi resmi web sitesi üzerinden doğrulanmalı. Telefon numarası da linkteki sayfadan değil, bağımsız şekilde bulunmalı. Çünkü sahte sayfadaki telefon da dolandırıcının telefonu olabilir.

İş ilanları ayrı bir yara. Başvuru adı altında kimlik kartı fotoğrafı, ikametgâh, IBAN, adli sicil kaydı, hatta banka hesabı isteyen ilanlar var. İşverenin daha görüşme yapmadan bu belgelerin tamamını istemesi normal değil. Hele “hesap doğrulama için sana para göndereceğiz, sonra geri yolla” gibi numaralar apaçık dolandırıcılıktır. Buna rağmen insanlar iş umuduyla düşebiliyor. Kızdığım yer burası. İnsanların çaresizliğini sömürüyorlar.

Bir bağlantıya kızarak bakmayı öğrenin

Ben insanlara artık “şüpheci olun” demiyorum, “kızarak bakın” diyorum. Çünkü şüphe bazen yumuşak kalıyor. Size gönderilen bağlantı, paranıza ve kimliğinize uzanan bir el olabilir. Nazik davranmak zorunda değilsiniz. Linkin sahibini sorgulamak ayıp değil. Gerçek bir işletme, “Bu bağlantı sizin resmi web sitesi mi?” sorusuna bozulmaz. Bozuluyorsa zaten sorun vardır.

Bir bağlantıyı incelemek için teknik uzman olmanız gerekmiyor. Tarayıcıdaki adres çubuğuna bakın. Alan adı nerede bitiyor, uzantı ne, harfler doğru mu, fazladan kelime var mı? “diyarbakirbelediye-giris.com” gibi bir adres, resmi kurum havası verse de resmi olmak zorunda değildir. Türkiye’de kamu kurumlarının önemli bir kısmı “gov.tr” uzantısını kullanır, belediyelerin kendi alan adları bellidir, üniversitelerin “edu.tr” uzantısı olur. Ama uzantı tek başına yeterli değildir, yine de güçlü bir işarettir. Özel şirketlerde ise marka alan adı tutarlılığı aranır.

Şu kısa kontrolü alışkanlık hâline getirin:

  1. Bağlantıyı açmadan önce adresin tamamını görün, kısaltılmış veya gizlenmiş linklere körlemesine basmayın.
  2. Kurumun adını arama motoruna kendiniz yazın, mümkünse reklam olmayan sonuçtan resmi web sitesi adresini bulun.
  3. İletişim numarasını yalnızca gelen linkten değil, bağımsız kaynaklardan karşılaştırın.
  4. Kapora, kimlik, kart bilgisi veya banka şifresi isteyen sayfayı hemen kapatın.
  5. “Acele et, ilan gidecek” baskısı varsa işlemi durdurun.

Bu beş madde kusursuz kalkan değil, ama birçok tuzağı daha ilk dakikada bozar. Dolandırıcıların en sevmediği şey gecikmedir. Çünkü siz düşünmeye başladığınızda oyunları dökülür. Onlar acele ister. “Son bir kişi kaldı”, “hemen tıkla”, “buraya tıkla başvuruyu tamamla”, “beş dakika içinde ödeme yap” gibi laflar bu yüzden kullanılır.

“Kaynak site” ve “orijinal kaynak” numarası

Sahte sayfaların en gıcık taraflarından biri, kendilerini sürekli “kaynak site” gibi göstermeleridir. Habermiş gibi, ilan doğrulama sayfasıymış gibi, kurumun resmi blog yazısıymış gibi düzenlenmiş sayfalar görürsünüz. Üstte logo, altta sahte yorumlar, ortada “detaylı bilgi” düğmesi. Bazen “orijinal kaynak” diye bağlantı koyarlar, ama o bağlantı yine kendi kurdukları başka bir sayfaya gider. İnternette böyle birbirine bağlanan sahte sayfa ağları çoktur. Bir sayfanın başka bir sayfaya link vermesi onu güvenilir yapmaz.

Gerçek kaynak site, izlenebilir olmalıdır. Bir belediye duyurusuysa belediyenin ana sayfasından o duyuruya ulaşabilmelisiniz. Bir üniversite iş ilanıysa üniversitenin duyurular bölümünde görünmelidir. Bir şirket kampanyasıysa şirketin kendi web sitesi veya doğrulanmış sosyal medya hesabı aynı bilgiyi paylaşmalıdır. Sadece size WhatsApp’tan gelen bir linkte varsa, o bilgi havadadır.

Burada özellikle sosyal medya reklamlarına değinmek gerek. Diyarbakır’da “uygun fiyatlı arsa”, “TOKİ başvuru”, “belediye destek ödemesi”, “öğrenci yardımı”, “iş garantili kurs” gibi başlıklarda sahte reklamlar dönem dönem karşınıza çıkabilir. Reklam verilmiş olması güvenilirlik işareti değildir. Platformlar her reklamı tek tek ahlaki süzgeçten geçirmiş gibi davranmayın. Para veren kötü niyetli biri de reklam yayınlatabilir. “Sponsorlu” yazısını gördüğünüzde güven değil, ekstra dikkat devreye girmeli.

Bir de kopyalanmış blog adresi meselesi var. Bazı sahte siteler gerçek bir işletmenin blog adresi görünümünü taklit eder. Yazı başlıkları mantıklı görünür, içerik birkaç paragrafla doldurulur, sonra sizi ödeme ya da başvuru sayfasına iter. Bu yüzden blog içeriklerinin kalitesine değil, alan adına ve kurumla bağının doğrulanmasına bakın. Sahte içerik üretmek artık zor değil. Ama sahte geçmiş, sahte fiziksel adres, sahte ticari sicil tutarlılığı üretmek hâlâ daha zordur. Oradan yakalarsınız.

Emlak ilanlarında kapora meselesi: Diyarbakır’da en kanayan yer

Kiralık ev ilanlarında dolandırıcılık Diyarbakır’da özellikle can yakıyor. Çünkü ev arayan insanın zamanı sınırlı. Tayinle gelen memur birkaç gün içinde ev bulmak zorunda kalıyor. Üniversite öğrencisi ailesiyle gelip iki günde yerleşmeye çalışıyor. Deprem sonrası dönemde bölgede konut hassasiyeti daha da arttı. Bu ortamda “kapora at, evi sana ayırayım” diyen kişi güçlü görünüyor. Aslında çoğu zaman sadece fırsatçı.

Gerçek emlakçıyla sahte emlakçı arasında bazı pratik farklar vardır. Gerçek emlakçı ofisine çağırır, yetki belgesini göstermekten kaçmaz, taşınmazı gösterir, sözleşmeyi yazılı yapar, ödeme için işletme hesabı ya da kayıtlı yöntem kullanır. Sahte olan ise genellikle şehir dışında olduğunu söyler, ofise gelmenizi istemez, görüntülü aramayı geçiştirir, aynı evi farklı kişilere pazarlar, tapu ya da sözleşme sorunca sinirlenir. “Bana güvenmiyorsan başkasına veririm” diyene güvenmeyin. Ticarette güven, belgeden kaçarak kurulmaz.

Bir defasında kiralık ev için arayan bir aile, ilandaki dairenin fotoğraflarını bana göstermişti. Fotoğraflar tertemizdi, fiyat uygundu. Ama pencereden görünen site Diyarbakır’da değildi. Küçük bir ayrıntı, balkondaki bina düzeni ve sokak lambası tipi bile ele verdi. Görsel arama yapınca fotoğrafların başka şehirdeki bir satılık ev ilanından alındığı ortaya çıktı. Dolandırıcı, Diyarbakır semt adı ekleyip ilana koymuştu. İnsanlar fotoğrafa bakarken perdeye, parkeye, mutfağa odaklanıyor. Oysa bazen dışarıdaki tabela, apartman girişi, manzara, petek konumu bile ipucu verir.

Harita konumu da tek başına yetmez. İlanlarda konum yaklaşık girilebilir. Hatta dolandırıcılar popüler yerlere iğne bırakır. “Diclekent’e yakın”, “Forum civarı”, “Ofis merkez” gibi ifadeler çok kullanılır. Gerçek adresi, bina adını, ada parsel bilgisini, mümkünse apartman dış görüntüsünü isteyin. Ama bunları istemekle de yetinmeyin, gidip görün. Eğer şehir dışındaysanız Diyarbakır’da güvendiğiniz birinden kontrol rica edin. Bir kapora, bir telefon görüşmesine teslim edilemeyecek kadar değerlidir.

İş ilanlarında kimlik avı: İş umudunu tuzağa çevirmek

İş ilanı dolandırıcılığına ayrıca öfkeliyim. Çünkü burada hedef alınan kişi çoğu zaman zaten ekonomik baskı altında. Sahte ilan sahipleri bunu biliyor ve acımasızca kullanıyor. “Başvurunuz onaylandı, kayıt için tıklayın”, “detaylı bilgi için formu doldurun”, “IBAN teyidi gerekiyor”, “sigorta girişiniz yapılacak, kimlik ön yüz arka yüz gönderin” gibi mesajlarla kişisel veri topluyorlar. Sonra bu bilgilerle yasa dışı işlemler yapılabiliyor, sahte hesaplar açılabiliyor, kişiye ait bilgiler başka dolandırıcılıklarda kullanılabiliyor.

Gerçek bir işveren, ilk temas anında banka şifrenizi, kart bilginizi, e-Devlet şifrenizi, doğrulama kodunuzu istemez. İsteyemez. Bunu isteyen kişi ister takım elbise fotoğrafı koysun, ister kurumsal logo kullansın, ister “insan kaynakları departmanı” diye imza atsın, yanlıştır. İş başvurusu için web sitesi kullanılıyorsa, o sitenin şirketin resmi web sitesi içinde yer aldığını kontrol edin. Büyük şirketlerin kariyer sayfaları genellikle ana alan adından ulaşılabilir durumdadır. Sadece mesajla gelen dış bağlantıya güvenmeyin.

Diyarbakır’da yerel işletmelerin bir kısmının gelişmiş web sitesi olmayabilir. Bu gerçek. Her güvenilir işverenin mükemmel sitesi olacak diye bir kural yok. Ama bu, rastgele linke güveneceğiniz anlamına gelmez. Web sitesi yoksa işletmenin fiziksel adresi, sabit ya da bilinen telefon numarası, vergi unvanı, sosyal medya geçmişi, gerçek çalışanları ve yüz yüze görüşme imkânı vardır. “Ofisimiz tadilatta, görüşme online, önce belge gönder” zinciri kötü kokar. O kokuyu alınca durun.

Belediyeler, kamu duyuruları ve yardım vaatleri

Diyarbakır’da sosyal yardım, burs, gıda desteği, kira desteği, deprem yardımı, öğrenci desteği gibi başlıklarla dolaşan sahte bağlantılar insanın midesini bulandırıyor. İnsanların ihtiyacını yem olarak kullanmak alçaklıktır. Bu tür duyurularda resmi kaynak kontrolü hayati önem taşır. Kamu kurumlarının duyuruları rastgele linklerle, kişisel banka formlarıyla, WhatsApp zincirleriyle yürütülmez. Bir başvuru varsa ilgili kurumun resmi web sitesi üzerinden duyurulur ya da bilinen başvuru kanalları kullanılır.

Bir mesaj “Diyarbakır yardım başvurusu için buraya tıklayın” diyorsa ve sizi adı tuhaf bir alan adına götürüyorsa kapatın. Kurum adını kendiniz arayın. Belediyenin, valiliğin, kaymakamlığın ya da ilgili bakanlığın resmi web sitesi üzerinden aynı duyuruyu bulmaya çalışın. Bulamıyorsanız telefonla sorun. Ama telefon numarasını mesajdaki linkten almayın, bağımsız kaynaktan bulun. Dolandırıcının kurduğu sayfadaki çağrı merkezi numarası sizi yine dolandırıcıya bağlar.

Yardım başvurusu bahanesiyle e-Devlet şifresi istenmesi ise kırmızı alarmdır. E-Devlet şifresi kimseye verilmez. Banka doğrulama kodu kimseye söylenmez. SMS ile gelen tek kullanımlık kodlar “işlem onayı” anlamına gelir, “kimlik teyidi” bahanesine kanmayın. Karşınızdaki kişi gerçekten kurum çalışanıysa zaten sizden şifre istemez. İstiyorsa ya yetkisizdir ya da kötü niyetlidir. Bu kadar basit.

Sahte siteyi ele veren küçük ama sert işaretler

Sahte web sitesi bazen çok iyi görünür, ama ayrıntılarda tökezler. Metinlerde tarih uyumsuzluğu olur. İletişim sayfasında adres eksiktir. Gizlilik politikası kopyadır. Sosyal medya ikonları çalışmaz ya da ana sayfaya geri döner. Telefon numarası farklı şehir kodu taşır. SSL kilidi vardır ama bu tek başına güvenlik kanıtı değildir. İnsanlar hâlâ “kilit işareti var, güvenlidir” sanıyor. Hayır. Kilit sadece bağlantının şifrelendiğini gösterir, sitenin dürüst olduğunu göstermez. Dolandırıcı da SSL sertifikası alabilir.

Alan adının kayıt yaşı da fikir verir, ama herkes bunu kontrol etmeyebilir. Yeni kurulmuş bir site elbette otomatik olarak sahte değildir. Yeni açılan gerçek işletmeler de var. Fakat kendini yıllardır faaliyet gösteren büyük kurum gibi sunan bir sitenin birkaç hafta önce kurulmuş olması şüphelidir. Hakkımızda sayfasında “2008’den beri” yazıp hiçbir geçmiş izi bırakmayan, arama sonuçlarında adı çıkmayan, harita kaydı olmayan, sosyal medya geçmişi dün başlamış bir işletmeye dikkat edin.

Dil kullanımı da ipucu verir. Her yazım hatası dolandırıcılık demek değildir, ama kurumsal sayfada aşırı aciliyet, tehdit, ödül vaadi ve bilgi açlığı birlikteyse kötüye işarettir. “Hemen tıkla”, “son şans”, “hesabınız kapanacak”, “başvurunuz iptal edilecek”, “ödemeniz bekliyor” gibi cümleler insanın mantığını devre dışı bırakmak için yazılır. Bir kurum sizi böyle panikleterek işlem yaptırıyorsa ya iletişimi berbattır ya da ortada kurum yoktur.

Şüpheli bir sayfada dosya indirmeyin. “Ekspertiz raporu.pdf”, “başvuru formu.apk”, “ödeme dekontu.zip” gibi dosyalar zararlı yazılım taşıyabilir. Özellikle Android telefonda dışarıdan uygulama yükletmeye çalışan bağlantılardan uzak durun. Bir ilan için uygulama kurmanız isteniyorsa iki kez değil, beş kez düşünün. Gerçek ilan platformu kendi bilinen uygulamasını mağazadan indirmenizi ister, rastgele linkten APK göndermez.

Telefonla konuşmak güvenlik değildir

Diyarbakır’da insanlar hâlâ “konuştum, sesi düzgün geldi” diye güvenebiliyor. Bu çok tehlikeli bir rahatlık. Dolandırıcıların çoğu gayet düzgün konuşur. Hatta fazla düzgün konuşur. Rol yaparlar, mahalle adı verirler, “ben de Diyarbakırlıyım” derler, tanıdık semtleri sayarlar. Birkaç yerel kelime kullanınca insanın içi yumuşuyor. Yumuşamasın.

Telefon numarası taşınabilir, sahte kimlikle alınmış olabilir, başkasının adına kayıtlı olabilir. WhatsApp profilinde aile fotoğrafı olması da güvence değildir. Çalıntı fotoğraf kullanırlar. İşletme logosu koyarlar. Durum bölümüne “güvenilir alışveriş” yazarlar. Bunların hiçbirinin belge değeri yok. Telefonda alınan sözün hukuki karşılığı, yazılı sözleşme ve doğrulanmış kimlik olmadan zayıftır.

Görüntülü arama da tek başına yetmez. Karşıdaki kişi size boş bir daire gösterebilir, ama o daire ilandaki daire olmayabilir. Bir aracın yanında durabilir, ama araç ona ait olmayabilir. Bir ofiste oturabilir, ama o ofis kiralık günlük alan olabilir. Güvenlik, tek bir işaretten değil, işaretlerin tutarlılığından çıkar. Adres, unvan, ödeme hesabı, ilan geçmişi, fiziksel kontrol, resmi web sitesi, bağımsız kaynaklar aynı şeyi söylüyorsa güven artar. Biri bile bağırıyorsa durmak gerekir.

Ödeme yapmadan önce son fren

Para gönderme anı dolandırıcılığın final sahnesidir. O ana kadar her şey oyun olabilir, ama para gittiğinde geri dönüş zorlaşır. Bankalar bazı durumlarda yardımcı olabilir, savcılığa başvurabilirsiniz, kolluk birimleri süreç yürütebilir, ama paranızın kesin döneceğini kimse garanti edemez. Bu yüzden son fren önemlidir.

Ödeme yapmadan önce alıcının adıyla ilan sahibinin adı uyuşuyor mu bakın. Bir emlak ofisine ödeme yapıyorsanız hesap adı işletme unvanıyla uyumlu mu? Bir araç kaporası gönderiyorsanız ruhsat sahibiyle hesap sahibi aynı mı? Bir ürün alıyorsanız güvenli ödeme sistemi gerçekten platformun kendi sistemi mi? Size gönderilen link yerine platformun uygulamasına kendiniz girip işlemi orada görebiliyor musunuz? Bunlar zahmetli gibi gelir. Ama dolandırıldıktan sonra karakolda ifade vermek, banka kayıtları çıkarmak, dilekçe yazmak çok daha zahmetlidir.

İkinci kısa listeyi burada hak ediyoruz, çünkü ödeme öncesi kontrolün net olması gerekir:

  1. Alıcı adı, ilan sahibi ve belge üzerindeki kişi ya da işletme aynı çizgide mi?
  2. Ödeme açıklamasına işlem konusunu açıkça yazabiliyor musunuz?
  3. Ürün, ev veya araç fiziksel olarak görüldü mü, mümkünse uzman ya da tanıdık kontrol etti mi?
  4. Link üzerinden değil, platformun veya kurumun kendi uygulaması ya da resmi web sitesi üzerinden işlem yapıyor musunuz?
  5. Acele baskısı kalktığında teklif hâlâ mantıklı görünüyor mu?

Bu sorulardan biri bile kötü cevap veriyorsa ödeme yapmayın. “Ama ilan kaçacak” diye düşünüyorsanız, bırakın kaçsın. Kaçan ilan geri gelir, giden para bazen geri gelmez. Bunu insanların kafasına çiviyle çakmak gerekiyor.

Şikâyet etmek ayıp değil, gecikmek hata

Şüpheli bir ilan gördüğünüzde sadece geçip gitmeyin. İlan platformunda şikâyet edin. İşletme adı kullanılıyorsa gerçek işletmeye haber verin. Kamu kurumu adıyla sahte link dolaşıyorsa ilgili kuruma bildirin. Dolandırıcılık şüphesiyle para gönderdiyseniz vakit kaybetmeden bankanızla iletişime geçin ve resmi mercilere başvurun. Burada utanılacak hiçbir şey yok. Utanması gereken, insanların emeğini çalanlardır.

Delil saklamak önemli. Mesajları silmeyin. Linkleri, telefon numaralarını, IBAN bilgilerini, dekontları, ilan ekran görüntülerini, konuşma saatlerini kaydedin. “Sinirlendim sildim” demeyin. Sinir haklı, ama delil daha kıymetli. Sahte web sitesi kapanabilir, ilan silinebilir, numara ulaşılamaz olabilir. Ekran görüntüsü bazen tek iziniz olur.

İlan platformlarının da daha fazla sorumluluk alması gerekiyor. “Biz sadece aracıyız” cümlesi bu kadar büyük ekonominin arkasına saklanmak için fazla kolay. Şüpheli fiyat, yeni hesap, aynı fotoğrafın farklı şehirlerde kullanılması, sürekli kapora talebi, harici bağlantıya yönlendirme gibi işaretler daha sert denetlenmeli. Kullanıcıyı uyarı metinleriyle boğmak yetmez. Sistem dolandırıcıyı zorlamalı. Bugün birçok platform bunu kısmen yapıyor, ama sahada hâlâ çok açık var. Bunu söylemek zorundayız.

Diyarbakır’da yerel teyit hâlâ güçlü bir savunma

Bütün bu dijital pisliğin içinde Diyarbakır’ın bir avantajı var: Yerel teyit ağı. Bunu küçümsemeyin. Bir emlak ofisinin gerçekten var olup olmadığını öğrenmek için bazen o semtteki bir esnafı aramak bile işe yarar. Bir oto galeri adı geçiyorsa sanayi çevresinde tanıyan çıkar. Bir işletme iş ilanı verdiyse daha önce çalışan birine ulaşılabilir. Elbette herkesin tanıdığı yok, ama şehir hafızası hâlâ güçlüdür.

Fakat yerel teyit de dikkatli kullanılmalı. “Tanıdığın tanıdığı” diye güvenip belgeyi bırakmayın. İnsanlar iyi niyetle yanlış bilgi verebilir. Bir işletmenin gerçekten var olması, size yazan kişinin o işletmeden olduğu anlamına gelmez. Dolandırıcı gerçek işletmenin adını kullanıyor olabilir. Bu yüzden yerel teyit, dijital kontrolün yerine değil yanına konur. Resmi web sitesi, telefon, adres, fiziki ziyaret, ödeme bilgisi ve yerel bilgi birlikte değerlendirilir.

Eğer işletmeye gidebiliyorsanız gidin. Kapıdaki tabela, içerideki faaliyet, çalışanların tavrı, evrak düzeni, size verilen sözleşme çok şey anlatır. İnternetin büyüsü bazen insanı basit gerçeklerden uzaklaştırıyor. Oysa dolandırıcılığın çoğu, fiziksel dünyayla temas kurunca bozulur. Sahte ev gösterilemez, sahte ofis sürdürülemez, sahte araç ruhsatı kolay doğrulanamaz. Bu yüzden dolandırıcı sizi linkte tutmak ister. Sizi “tıkla”, “buraya tıkla”, “siteyi ziyaret et” döngüsünde çevirmek ister. Siz ise mümkün olduğunca gerçek dünyaya çekin.

Güvenli ilan okuryazarlığı lüks değil, zorunluluk

Diyarbakır’da çevrim içi ilanlara güvenli bakmak artık teknik meraklıların işi değil. Ev arayan annenin, telefon almak isteyen öğrencinin, araç bakan babanın, iş arayan gencin, dükkânına usta çağıran esnafın bilmesi gereken bir hayatta kalma becerisi. Bu kadar açık söylüyorum, çünkü başka türlü anlaşılmıyor. “Ben anlamam internetten” deme dönemi bitti. Anlamadığınız yerde duracaksınız, soracaksınız, doğrulayacaksınız. Anlamadığınız linke para ve kimlik vermeyeceksiniz.

Resmi web sitesi nasıl anlaşılır sorusunun tek cümlelik cevabı yok. Ama temel ilke nettir: Size gönderilen şeye değil, sizin bağımsız olarak doğruladığınız şeye güvenin. Linkin üstündeki yazıya değil, adres çubuğuna bakın. “Detaylı bilgi için” denilen düğmeye değil, bilginin kurumun ana sayfasından bulunup bulunmadığına bakın. “Kaynak site” iddiasına değil, kaynağın gerçekten orijinal kaynak olup olmadığına bakın. “Tıklayın” çağrısına değil, tıklamanın sizden ne istediğine bakın.

Öfkemin sebebi şu: Bu uyarılar basit görünüyor, ama uygulanmadığında sonuç ağır oluyor. Bir aylık maaş, bir öğrencinin yurt parası, bir ailenin taşınma bütçesi, bir esnafın sermayesi birkaç dakika içinde gidebiliyor. Sonra mağdur, kendini suçluyor. Evet, dikkat etmek gerekir. Ama asıl suçlu, sahte site kurup insanların emeğine çökenlerdir. Yine de öfkeyi işe yarar hâle getirmek bizim elimizde. Her linke mesafeyle bakmak, her resmi web sitesi iddiasını sınamak, her kapora talebine fren koymak, her şüpheli ilanı bildirmek zorundayız.

Diyarbakır’da çevrim içi ilanlar hayatı kolaylaştırabilir. Doğru evi, doğru işi, doğru ürünü bulmak için internet güçlü bir araçtır. Ama kontrolsüz bırakılırsa aynı araç dolandırıcının bıçağına dönüşür. O bıçağın sapını kendi elinizle vermeyin. Bağlantıyı incele, adresi doğrula, kurumun web sitesi gerçekten ona mı ait bak, gerekirse telefon aç, gerekirse git gör, gerekirse vazgeç. Vazgeçmek kayıp değildir. Bazen en kârlı işlem, yapmadığınız işlemdir.